Deprem bölgesindeki dört ihmal iddiası ne?

Alican Uludağ

6 Şubat’ta 11 kentte ağır yıkıma neden olan Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden bir aydan fazla bir zaman geçti. Resmi verilere göre şimdiye kadar 47 bin 975 kişi hayatını kaybettiği belirlendi. İlgili kurumların kimlik tespit çalışmaları devam ediyor ve hâlâ çok sayıda kayıp bulunması nedeniyle can kaybının daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Depremin ilk üç günündeki ihmallerin can kayıplarını artırdığına yönelik iddialar da hâlâ tartışılıyor. 

Arama kurtarma çalışmalarının geç başlaması, ordunun müdahalede gecikmesi ya da iletişim sistemlerinin çökmesi gibi. Peki depremin hayati önem taşıyan bu ilk üç kritik gününde gerçekten neler yaşandı? Yardımlar neden gecikti? Açılan ihmallerle ilgili soruşturma açıldı mı? DW Türkçe, 6 Şubat’tan bu yana deprem bölgesinde ortaya çıkan 4 temel ihmal iddiasını mercek altına aldı.

Deprem bölgesine zamanında, yeterli sayıda arama-kurtarma ekibi gönderildi mi?

Özellikle Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman’daki depremzedeler çeşitli basın yayın oranlarına yaptığı açıklamalarda özellikle ilk 48 saatte ciddi bir arama-kurtarma çalışmasının yapılmadığını söylüyor. AFAD’ın depremin ilk anından itibaren yaptığı açıklamalar da arama-kurtarma ekibi sayısındaki yetersizliği doğrulayan veriler içeriyor.

AFAD, 6 Şubat saat 10:00’da yaptığı açıklamada, bölgeye toplam bin 898 arama kurtarma personeli ve 150 araç sevk edildiği duyurmuştu. İlk günün sonunda ise saat 21:15 itibariyle bölgede görevlendirilen toplam arama ve kurtarma personel sayısı 9 bin 698, araç sayısı 216, iş makinesi sayısını bin 511 olarak bildirildi. Depremden 24 saat sonra ise (7 Şubat saat 04:30) bölgeye gönderilen toplam arama ve kurtarma personel sayısı 13 bin 740, araç sayısı 360, iş makinesi sayısı 3 bin 361’e yükseldi. Depremin üzerinden 48 saatten fazla zamanın geçtiği 8 Şubat 13:20’de toplam arama kurtarma personel sayısının 98 bin 153 olduğu ifade edildi. Vinç, kepçe gibi araç sayısı 5 bin 514 olarak bildirildi. Ancak AFAD, bu tarihten sonra yaptığı açıklamada, arama-kurtarma sayısını daha düşük olarak açıkladı.

9 Şubat saat 15:00’da yapılan açıklamada, “Bölgede AFAD, PAK, JAK, JÖAK, DİSAK, Sahil Güvenlik, DAK, Güven, İtfaiye, Tahlisiye, MEB, STK’lar ve uluslararası arama kurtarma personelinden oluşan toplam 25 bin 893 arama kurtarma personeli görev yapmaktadır” denildi. Bu durum, diğer saha personelinin de ilk iki gün “arama kurtarma ekibi” içerisinde gösterildiğini ortaya koydu. Depremin üzerinden 38 gün geçmesine karşın halen enkaz altından cenazelerin bulunması, arama-kurtarmadaki yetersizlik eleştirilerini haklı çıkarıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da arama kurtarma çalışmalarında ilk günlerdeki yetersizlikleri teslim etti. 27 Şubat’ta Adıyaman’a gerçekleştirdiği ziyarette Erdoğan, “Maalesef ilk birkaç gün Adıyaman’da arzu ettiğimiz etkinlikte çalışma yürütemedik. Hava ve yol koşulları nedeniyle ilk günden gelemedik. Bunun için sizden ilk günler için helallik istiyorum. Her şeyin farkındayız ve gereğini yaptığımızdan, yapacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın” diye konuştu.

Milli Savunma Bakanlığı afet bölgesine arama kurtarma için askeri kışladan geç mi çıkardı? 

Depremin ardından konuşulan ihmallerin başında bölgeye askerlerin arama kurtarma için görevlendirilmemesi ve kışlalarından çıkışmasına izin verilmemesi iddiası oldu. Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın izin vermediği öne sürüldü. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Erdoğan’ı yanlış bilgilendirdiği iddia edildi.

AFAD’ın depremden sonra yaptığı bilgilendirme açıklamalarında, 6 Şubat saat 17:00 itibariyle Malatya’ya 500 komando ve 600 asker, Jandarma Genel Komutanlığı’ndan Adana’ya 200 asker, Kayseri’den Malatya Akçadağ’a 200 kişilik askeri birlik gönderildiği ifade edildi. Ege Ordu Komutanlığı’ndan ise 186 istihkâm uzmanının Gaziantep-Hatay bölgesine görevlendirildiği açıklandı. Jandarma’nın İçişleri Bakanlığı’na bağlı olduğu düşünüldüğünde Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı asker sayısı bin 286 oldu. Ancak AFAD’ın daha sonraki açıklamalarında depreme müdahale eden asker sayısına ilişkin veri yer almadı. Anadolu Ajansı’nın 6 Şubat tarihli haberinde “Deprem bölgesindeki arama kurtarma çalışmalarına şu an itibarıyla AFAD’tan gelen talepler doğrultusunda 3 binden fazla Mehmetçik katkı sağlıyor” bilgisi yer aldı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ise 20 Şubat’ta yaptığı açıklamada, askerin kışlalardan geç çıkarıldığı iddialarını reddetti, delil olarak “ordunun cerideleri”ni gösterdi. Ancak Akar, toplamda kaç askerin hangi kentte ne zaman arama kurtarma çalışmasına katıldığını açıklamadı. Deprem günü saat 05:00 itibarıyla Genelkurmay Başkanı Orgeneral Güler ve Kuvvet komutanlarından bilgi almasının ardından saat 05:10’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı telefonla aradığını belirten Akar, “Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı ile Hatay’a hareket edeceğimizi kendilerine arz ettik. Uygun buldular ve bu çerçevede çalışmalarımızı sürdürdük” dedi. Ancak Erdoğan’ın bu “uygun bulma” izni deprem için asker sevki değil, komutanların Hatay’a gitmesine ilişkin oldu. Akar, 12 Mart’taki açıklamasında ise askerlerin 327 kişiyi enkazdan sağ ve yaralı olarak kurtardığını, 2 bin 450 vatandaşın ise cenazesine ulaşıldığını açıkladı. 

Depremzedelere yönelik insani yardım faaliyetleri yeterli düzeyde yapıldı mı?

Resmi verilere göre 50 bine yakın insanın hayatını kaybettiği depremlere ilişkin insanı yardım çalışmalarının yetersiz kalması da bir başka eleştirisi konusu. Depremzedeler, ilk andan itibaren önce arabalarda veya sokaklarda yaktıkları ateşin başında geceyi geçirdi. Çadır dağılımı ve kurulumunda sorunlar günler boyunca devam etti. Halen deprem bölgesinde çadırı olmadığını söyleyen çok sayıda vatandaşın haberleri geliyor. Konteyner kentler ise tam olarak faaliyete geçirilemedi. Çadırkentlerin özellikle alt yapısı olmadan, elektrik ve su bağlantısı yapılmadan kurulması tepkilere neden oldu. Adıyaman’da dün meydana gelen yağmurun ardından çok sayıda çadırı bu nedenle su bastı.

AFAD ise 6 Şubat akşama itibariyle toplam 300 bin battaniye, 21 bin 996 adet çadır, 26 bin 659 adet yatak, 47 bin 176 adet yastık çarşaf, bin 605 mutfak seti, 2 bin 761 ısıtıcı, ısınma için 4 bin 452 tüp başlığı gönderdi. 7 Şubat akşamı ise bu sayı 54 bin 511 adet çadır, 102 bin 254 adet yatak, 178 bin 732 adet yastık çarşaf, 4 bin 602 mutfak seti, 3 bin 761 ısıtıcı, ısınma için 4 bin 452 tüp başlığı, 557 konteyner ve 747 adet 112 metre kare çadıra yükseldi. AFAD, 8 Şubat’ta 70 bin 818 çadırın kurulumunun tamamlandığını açıkladı.  

Kızılay da depremin ardından yoğun eleştirilerin hedefinde. Kızılay’ın depremin üçüncü günü AHBAP derneğine 2 bin 50 çadırı 46 milyon TL’ye sattığı ortaya çıktı. Bu arada Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay da “Türkiye Tek Yürek” kampanyasında taahhüt edilen 115 milyar 146 milyon 528 bin liranın, 74 milyar 118 milyon 164 bin lirasının yatırıldığını açıkladı. Bağışçıların geri kalan parayı ne zaman yatıracakları bilinmiyor. 

Deprem bölgesinde iletişim sisteminin çökmesi ve yeniden kurulmaması depremzedeleri ölüme mi götürdü?

Deprem bölgesinde ilk günler ciddi iletişim sorunları yaşandı. Mobil baz istasyonları belli merkezlere kurulsa da kentin diğer mahallelerine doğru gidildikçe telefon bağlantısı kurmak güçleşti. Özellikle Hatay’da ilk üç gün iletişim sorunu çözülemedi. İletişim sorunu çözülemediği için enkaz altındaki birçok depremzedenin yardım için arama talepleri sonuçsuz kaldı. Bunlardan biri de Antakya’da Elif Apartmanı’nın enkazının altından babasına ses kaydı göndermek isteyen 10 yaşındaki Elif Eylül Gövce oldu. Telefon ve internet çekmediği için Elif Eylül’ün ses kaydı gönderme girişimi başarısız oldu. Baba Mümtaz Gövce, kızının cansız bedenine ulaşmasının ardından bulduğu telefonunda yaptığı incelemede bu gönderilememiş kayıtları buldu. 

İhmal iddiaları soruşturuldu mu?

Deprem bölgesinde yıkılan ya da üzerinde imara aykırı değişiklik yapılan binalarla ilgili sorumlulukları bulunan kişiler yürütülen soruşturmalarda şüpheli sayısı bin 184 oldu. 279 kişi tutuklanırken 375 kişi hakkında adli kontrol kararı, 261 kişi hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı. Ancak depremin ardından arama kurtarma konusunda yaşanan ihmallerle ilgili herhangi bir soruşturma başlatıldığına ilişkin bilgi paylaşılmadı. Depremde yıkılan binalarda sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında da kamuoyuna yansıyan bir soruşturma bulunmuyor. Yine deprem bölgesinde iletişim sorununun çözülmemesi nedeniyle yaşanan ölümlere ilişkin soruşturma başlatılamadı.

Deprem bölgesinde yaşayanlar iddiaları doğruluyor mu?

DW Türkçe, dört temel ihmal iddiasını Hatay Baro Başkanı Hüseyin Cihat Açıkalın’a da sordu. Kente arama kurtarma çalışmalarının üçüncü gün başladığını belirten Açıkalın, askerin bölgeye intikalinin de üçüncü gün olduğunu kaydetti. Açıkalın, “İlk üç gün birkaç enkaz dışında ne askeri ne polisi görebildik. İlk üç gün burada ciddi güvenlik zafiyeti yaşandı. Asker ilk gün sevk edilseydi çok sayıda insan kurtarılabilirdi. Helalleşelim demekle olmaz. Bunun devlet disiplini içerisinde kamuoyuna açıklanması gerekir” dedi.

Yine ilk üç gün boyunca kentte iletişimi sağlayamadıklarını kaydeden Hatay Baro Başkanı, “Bu yüzden insanlar yardım isteyemedi. Hem yardımın gelmemesi hem de iletişimin olmaması nedeniyle insanlar yardım isteyemedi ve enkaz altından hipodermi nedeniyle hayatlarını kaybetti” açıklamasını yaptı. Sorumlular hakkında baro olarak suç duyurusunda bulunduklarını söyleyen Açıkalın, kentteki yıkılan binalarla ilgili 8 bin 200 soruşturma yürütüldüğünü kaydetti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir