Doğanın en sıra dışı yaratıklarından biri olan ornitorenk, sahip olduğu benzersiz özelliklerle bilim dünyasının ilgisini çekmeye devam ediyor. İlk defa Avrupa’daki bilim insanları tarafından keşfedilen bu ilginç memeli, ördek gagası, kunduz kuyruğu ve su samuru ayaklarını bir araya getiren bir yapıya sahip olduğu düşünüldüğünde, çoğu insanın aklında soru işaretleri oluşturmuştu. Ancak son araştırmalar, bu “evrimsel mozaik” hayvanın beklenenden çok daha ilginç olduğunu ortaya koydu.
Belçika’nın Ghent Üniversitesi’nden araştırmacılar, 126 farklı memeli türü üzerinde gerçekleştirdikleri geniş kapsamlı bir çalışmada, ornitorenkle ilgili çarpıcı bir bulguya ulaştı: Bu hayvanın tüylerinde, yalnızca kuşlara özgü olduğu düşünülen mikroskobik yapılar bulundu.
Araştırma, ornitorenklerin tüylerinde bulunan ve renk pigmentlerini depolayan “melanozom” adı verilen yapıların içinin boş olduğunu göstermiştir. Bu özellik, daha önce sadece kuşlarda gözlemleniyordu; diğer memelilerde ve ornitorenkin en yakın akrabası olan ekidnede (dikenli karıncayiyen) ise bu yapılar tamamen katıydı.
Elektron mikroskobu ile incelenen ornitorenk tüyleri, eşsiz bir tasarım sergiliyor. Kuşlardaki içi boş melanozomlar genellikle çubuk veya yassı şekillerde bulunurken, ornitorenklerde bu yapılar hava dolu merkezlere sahip küresel şekillere sahip. Bu durum, doğanın benzer sorunlara farklı çözümler ürettiğinin bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Memelilerde genellikle kural olarak çubuk şeklindeki melanozomların siyah veya kahverengi, küresel olanların ise kırmızı veya sarı renk verdiği biliniyor. Ancak ornitorenk, bu kuralı da çiğniyor: Küresel yapısına rağmen içeriği siyah veya kahverengi pigment taşıyor, bu da ona mat kahverengi bir görünüm kazandırıyor.
Kuşlardaki içi boş melanozomlar, ışığı kırarak metalik ve parlak renkler oluşturabiliyor. Ancak ornitorenk, bu yapısına rağmen mat bir kahverengidir. Bunun sebebi, kuşlardaki gibi düzenli bir katman yapısına sahip olmaması ve melanozomların rastgele dağılmasıdır. Yani ornitorenk, görsel açıdan etkileyici bir potansiyele sahip olsa da, bu potansiyeli yalnızca pratik faydalar için kullanıyor.
Bu içi boş yapılar, iki önemli avantaj sağlıyor: Yalıtım, soğuk tatlı sularda vücut sıcaklığını korurken, batmazlık (kaldırma kuvveti) sayesinde su yüzeyinde daha iyi durabilme yeteneği kazandırıyor. Ornitorenkin karada yaşayan en yakın akrabası ekidnede bu boşlukların olmaması, bu teoriyi destekler nitelikte.
Ayrıca, bu keşif yalnızca doğa tarihi açısından değil, tıp dünyası için de önemli bir gelişme olabilir. İnsanlarda içi boş veya halka şeklindeki melanozomların genellikle melanom (cilt kanseri) hücrelerinde görülen anormal bir durum olduğu biliniyor. Ancak ornitorenklerde bu yapı normal ve sağlıklı bir şekilde bulunuyor. Bilim insanları, ornitorenkleri inceleyerek bu hücrelerin nasıl sağlıklı bir şekilde çalıştığını anlayabilir ve kanser araştırmalarında yeni modeller geliştirme imkanı bulabilirler.